Anasayfa > Köşe Yazısı
ilhan kaya - ilhan
SELAM RUMELİ...
05 Mart 2015
Gece nöbetindeki asker kardeş sana, ders kitabının yanına Türkçe
gazetesini koyan sarışını Aliş sana, elindeki dikişi teyelleyen terzi
Ramize, sana selam.
Makedonya'da, Ohri'de, Doyran'da, Resne'de, Karadağ'ın eteğindeki
unutulmuş Türk köylerindeki Salih kardeşim, Muharrem çocuğum, Üsniye
kızanım selam sana.
Türkiye'ye göç etmiş kardeşinin, bacının, yeğeninin selamıdır benim
sesimle sana gelen.
Selam sana, Kalkandelen'in, Manastır'ın, Şar dağının insanları, yiğit
kardeşlerim benim.
Ankara ovasından Vardar Ovasına selamlarım var, hasreti söyleyen yanık
türkülerim var. Yaralarına merhem olacak şefkat dolu ellerim var.
Anadolu üstünden serin esen rüzgâr, Anadolu rüzgârı, söyle ona,
Balkanlara selamım var.
Selamım Türkçedir. Anadilimdedir. Ve senin dilin, benim dilimdir.
Ve bu gecenin yarısında sana ulaşan bizim Türkçemizin sesidir
Sesini duyamasam da selamını duyarım sevgili dost.
Bazen bir Rumeli türküsü olur gelir saçlarıma takılır; bazen telefon
tellerine yüklenir, gelir selamın.
Egenin bütün karşı sahillerini dolaşır da, İzmir'de, Çanakkale'de,
Muğla'da mavi denizin ağlarına takılır selamın.
Bilirim sesimin peşime takılır, yanıma gelir selamın.
Bazen buralara küssen de, darılsan da, sitem etsen de, gözünü kaçırsan
da; senin selamın "sadece buralaradır" bilirim.
Senin bu dünyadaki maceran, sanki uzaklardan Türkiye'ye yollanan
çığlık gibi bir "selam" dır bilirim.
Bir ezan sesi, oradan buraya, selamlar taşıyarak gelir de bir ak pak
tülbentin ucuyla silinen yaş olur gözlerimde.
Bilirim o bir damla yaş senin gözünde de vardır, şimdi.
Şimdi, bu lacivert gece, nihayet bir ucundan aydınlanırken.
Geceye selamım var.
Asla zifiri karanlık olmaz Üsküp'ün gece gökyüzü. Bilirim hep lacivert
kalır. Ve Vodno Dağının üstünde hilal ve yıldız her gece gülümser
sana. Çok eskilerde de bana.
Vodno Dağına takılan başka şeylere inat, sana "Selam" der, o hilal
Haydi o yıldıza bak, sevgili dost.
Ve Türkçenin bütün güzelliğiyle önce ona bir "Selam" de.
Sonra, "Türkiye'ye selam"ını yolla.
Ve uzaklardaki kız kardeşim, asil delikanlım, haydi dön kendine bak.
Ve bir selam da kendine ver.
Münih'ten, Stockholm'e, Oslo'dan, Brüksel'e Baltık kıyılarından, Sen
nehrine uzanan emeğine, alın terine, aileni geçindirmek için
harcadığın ömrüne bir selam ver.
Çalıklı'da, Dedeli'de Bahçeboz'da, Makedonya köylerinde, iki sınıflı
okullarda Türkçe öğreten öğretmenim, haydi dön bir selam da kendine
ver.
Parlamento'ya üç milletvekili göndermeyi başaran çiftçi kardeşim,
olmazı olur kılan dostum, haydi dön bir selam da kendine ver.
Türkçe gazete çıkaran, Türkçe radyo yayını yapan kardeşim, haydi dön
bir selam da ver. Bunca yıldır yitirmediğin Türkçene,
onu yaşatmak için verdiğin çabaya,
asla değiştirmediğin ismine,
hep barış çiçekleri sunan eline bir selam ver.
Yüz yıldır göçlerle boşalan Balkan toprağına inatla sahip çıkan
kardeşim,
Venedik sokaklarında Türkçemi duyup "merhaba" diyen yeşil gözlü,
Vrapçişteli çocuk,
Madrit'teki dönerci, Makedonyalı karayağız delikanlı, (Recep miydi
adın?)
Bir yılbaşı sabahı, Sofya'da, karlar altındaki Aleksandır meydanında,
yüz görümlüğü antika kolyesini satan Remziye kadın,
Arkadaşlarımın anneleri, söylemediklerimi bile anlayarak gözlerime
bakan yaşlı Türk kadınları,
Haydi dönün bir selam da kendinize verin
Ve sen, Türkçe bilmeyen dostum. Dinin başka, dilin başka, ismin başka.
Ama insan sevgilim benim. Yüreğin yüreğimin yarısı, aklın aklımın
aynısı, gözlerin yüzümün aynası.
Yeni bir yıldan, yitirilmediğimiz sevgiden, Şar dağından...

Paylaş:
Yorumlar (0):

Yorum Ekle


Ad, Soyad*
E-posta Adresiniz*

(E-posta adresiniz sitede görünmez)
Yorumunuz*


(Yandaki güvenlik kodunu bu alana giriniz)
Yukarı

Sayfayı Paylaş