Çanakkale Büro İş Sendikasından Eylem
Çanakkale Büro İş Sendikasından Eylem
Çanakkale Haberleri
Yayın: 16 Nisan 2026 - Perşembe - Güncelleme: 16.04.2026 09:57:00
Editör -
Okuma Süresi: 5 dk.

Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta okullarda yaşanan silahlı saldırılar, artık hiçbir şekilde
“münferit” diye geçiştirilemeyecek bir çöküşün ilanıdır. Eğitim kurumlarının silahlı şiddetin
sahnesine dönüşmesi, çocukların ve kamu emekçilerinin en temel hakkı olan güvenli
ortamda bulunma güvencesinin ortadan kaldırıldığını göstermektedir. Bu tablo, basit bir
güvenlik açığı değil; açık, derin ve süreklileşmiş bir kamusal sorumluluk yıkımıdır.
Eğitim kurumları, piyasa mantığıyla yönetilecek, maliyet kalemi olarak görülecek yerler
değildir. Eğitim kamusal bir haktır. Kamucu, eşitlikçi ve koruyucu bir anlayışla örgütlenmek
zorundadır. Çocukların can güvenliğinin sağlanamadığı bir düzende “hizmet”ten söz etmek,
gerçeği inkâr etmektir.
Bu tablo yeni değildir ve kimse bunu yeniymiş gibi sunamaz. Ocak ayında görevi
başında silahlı saldırı sonucu hayatını kaybeden Yalova SGK İl Müdürlüğü avukatı, mesai
arkadaşımız Zekeriya Polat ve 2 Mart’ta İstanbul Çekmeköy’de Taşdelen Borsa İstanbul
Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde görev yaparken katledilen öğretmen Fatma Nur Çelik,
bu çürümenin bedelini hayatlarıyla ödeyenlerdir. Bu kayıplar “talihsizlik” değildir; bu kayıplar,
bilinen risklerin ortadan kaldırılmamasının, uyarıların sistemli biçimde yok sayılmasının ve
sorumlulukların bilinçli şekilde yerine getirilmemesinin sonucudur.
Bugün gerçekler tüm çıplaklığıyla ortadadır:
Kamu çalışanları korunmamaktadır.
Çocuklar korunmamaktadır.
Kamu kurumları güvenli değildir.
Ve buna rağmen sorumlular harekete geçmemektedir.
Bu durum bir “eksiklik” değil, açık bir ihmal düzenidir. Kamu hizmetlerinin “müşteri
odaklı” bir anlayışla ele alınması, insan hayatını ve kamusal sorumluluğu ikinci plana itmiştir.
Vatandaş müşteri değildir. Çocuklar “hizmet alan” değildir. Kamu emekçileri de piyasa
koşullarında çalışan güvencesiz unsurlar değildir. Bu yaklaşım, kamu hizmetinin özünü
boşaltmış, güvenliği zayıflatmış ve bugün yaşanan bu ağır tabloyu yaratmıştır.
Daha sert ve net ifade ediyoruz:
Alınmayan her önlem, yapılmayan her denetim, ertelenen her karar; hem çocukları
hem de kamu emekçilerini doğrudan riske atmaktadır. Bu nedenle yaşanan her saldırı bir
“olay” değil, göz göre göre işlenmiş bir ihmal suçudur. Bu suçun sorumluları bellidir ve artık
gizlenemez.
Her saldırıdan sonra yapılan sıradan kınamalar, rutin açıklamalar ve göstermelik
tedbirler bu gerçeği değiştirmemektedir. Çocukların ve kamu emekçilerinin yaşam hakkı,
günü kurtaran söylemlerle geçiştirilecek bir başlık değildir.
Buradan açıkça ilan ediyoruz:
Kamu hizmetleri piyasa mantığıyla yönetilemez.
Eğitim ticarileştirilemez.
Çocukların ve kamu emekçilerinin güvenliği tasarruf konusu yapılamaz.
Yetkililere bir uyarı değil, doğrudan bir sorumluluk hatırlatması yapıyoruz:
Tüm eğitim kurumları başta olmak üzere kamu binalarında en üst düzey güvenlik
önlemleri derhal ve eksiksiz şekilde uygulanmalıdır.
Çocukların korunmasına yönelik özel, bağlayıcı ve denetlenebilir güvenlik politikaları
hayata geçirilmelidir.
Kamu hizmetleri “müşteri memnuniyeti” değil, kamusal sorumluluk ve yaşam hakkı
temelinde yeniden örgütlenmelidir.
Kamucu, eşitlikçi ve güvenli bir eğitim sistemi için somut ve kalıcı adımlar gecikmeden
atılmalıdır.
Bunlar yapılmadığı sürece söylenen her söz, verilen her vaat, yapılan her açıklama
hükümsüzdür.
Artık sabır tükenmiştir. Çocukların korku içinde eğitim gördüğü, kamu emekçilerinin
ölüm riskiyle çalıştığı bir düzen meşru değildir. Bu bir yönetim sorunu değil, doğrudan bir
yaşam hakkı ihlalidir.
Açıkça ve tereddütsüz söylüyoruz:
Bu düzen değişmek zorundadır.
Bu ihmal zinciri kırılmak zorundadır.
Bu sorumsuzluk hesap vermek zorundadır.
Çocukların ve kamu emekçilerinin yaşam hakkını savunmaktan, kamucu, güvenli ve
eşit bir kamu düzeni kurulana kadar mücadele etmekten vazgeçmeyeceğiz. Susmayacağız.
Geri adım atmayacağız.
Büro İş Sendikası Çanakkale İl Temsilciliği
Yorumlar (0)





