CHP Çanakkale Milletvekili İsmet Güneşhan TBMM'de konuştu
CHP Çanakkale Milletvekili İsmet Güneşhan TBMM'de konuştu
YEREL SİYASET
Yayın: 15 Temmuz 2026 - Çarşamba - Güncelleme: 15.07.2026 15:17:00
Editör -
Okuma Süresi: 7 dk.

CHP Çanakkale Milletvekili İsmet Güneşhan TBMM'de konuştu
Güneşhan konuşmasında:
Bugünkü görüştüğümüz kanun teklifi aslında ülkemiz gençlerinin yaşadığı
barınma, beslenme, eğitim ve gelecek kaygısına çözüm üretmekten maalesef
uzaktadır. Gençlerin gerçek gündemi ile teklif gündemi arasında büyük bir
kopukluk olduğunu çok net bir şekilde görüyoruz.
Sayın Başkanım, aslında Meclisteki en önemli komisyonların başında bizim
Komisyonumuz geliyor çünkü 3 tane bakanlık var yani Millî Eğitim Bakanlığı, Kültür
Bakanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı. Yani bu kadar önemli bir Komisyonun iki
yıldan beri toplanamaması gerçekten düşündürücü ve kabul edilebilir bir şey
değildir. Onun için yani Komisyonun çok daha sık toplanması gerektiğine ben
inanıyorum ama toplanabileceğimize inanıyor musun? Yani çok da inandığımı
söyleyemem ve aynı şekilde süreceğini ben düşünüyorum.
Bakın, değerli arkadaşlar, bu kanun teklifinde YÖK Denetleme Kurulu üyelerinin
özlük haklarına ilişkin düzenlemeler getiriliyor. Öğretim üyelerinin yaş haddinden
emekli olduktan sonra görev yapmaları hâlinde kadro döneminde sahip oldukları
bazı mali özlük haklarını korumalarına imkân tanınıyor. Ayrıca, ek ders, ek ödeme
ve akademik teşvik ödeneğine ilişkin hükümler içeriyor, bunlara da bir itirazımız
yok ama aynı teklifte yani bu kanun teklifinde üniversite öğrencilerimizin barınma
sorunu var, beslenme sorunu var, genç akademisyenlerimizin ağır ders yüklerine
sahip olduklarını biliyoruz, düşük ücretlere sahip olduklarını biliyoruz, güvencesiz
çalışma koşullarına ve akademide yaşandığı ifade edilen mobbingler
uygulandığını hepimiz biliyoruz ama bu sorunların çözümüne ilişkin tek bir satır
dahi bu kanun teklifinde yok.
Şimdi, bu kanun teklifinde yine para karşılığında tez veya akademik çalışma
hazırlayan ya da hazırlatan kişilere yönelik yaptırımlar öngörülmektedir. Akademik
dürüstlüğün korunması elbette hepimizin ortak sorumluluğudur, doğrudur yani bu
önemli bir konudur, bu konuda hepimize görevler düşmektedir ancak kamuoyuna
yıllardır yansıyan diploma, tez ve akademik usulsüzlük iddiaları konusunda neden
etkili soruşturmalar yürütülmemiştir, ben bunu buradan sormak istiyorum.
Akademik etik herkes için geçerliyse kamu vicdanını tatmin edecek adımlar
neden bugüne kadar atılamamıştır, bunu da ben sormak istiyorum.
Bakın, değerli arkadaşlar, eğer bir ülke gencine sahip çıkamıyorsa, çocuğunu
sabah okula aç gönderiyorsa, okuluna sabun koyamıyorsa, okullarında yeterli
güvenlik görevlisinin istihdam edemiyorsa, çocuklarını sporla buluşturamıyorsa o
devletin eğitim politikalarının yanlış olduğunu ve başarılı olmadığını söyleyebiliriz.
Maalesef ihtişamlı kamu binaları yapılırken değerli arkadaşlar bir öğrenci maddi
imkânsızlık nedeniyle okulu bırakmak zorunda kalıyorsa, ne eğitimde ne
istihdamda olan gençlerin oranı yüzde 31'lere dayanmışsa, son iki yılda yüz
binlerce vatandaşımız, özellikle de gençlerimiz geleceğini başka ülkelerde
aramak zorunda kalmışsa burada sorgulanması gereken şey gençler değil,
uygulanan eğitim ve sosyal politikaların ta kendisidir, bu politikaların ne kadar
yanlış olduğunun ortaya konmasıdır.
Bakın, değerli arkadaşlar, 2026 yılı bütçe görüşmelerinde ücretsiz bir öğün okul
yemeği önerimizi reddettiniz. Bugün milyonlarca çocuğun yaşadığı yoksulluğun
sorumlusu da yine aynı şekilde o gün "ret" diyen insanlardır, milletvekilleridir. Bir
çocuğun sağlıklı beslenmesi bir lütuf değil, sosyal devletin yerine getirmesi
gereken temel bir yükümlülüktür değerli arkadaşlar. Unutmayalım ki okullarda
hijyen malzemesine ve sağlıklı beslenmeye erişim zorlandıkça salgın hastalıklar
artıyor, öğrencilerin derse odaklanması güçleşiyor. Yeterli ve dengeli
beslenemeyen çocuklar öğrenme süreçlerinde ciddi dezavantajlar yaşıyor değerli
arkadaşlar. Bunun sonucunda matematiksel becerilerde ve okuduğunu anlamada
yaşanan gerileme daha da derinleşiyor.
Şimdi, değerli arkadaşlar, 0-17 yaş grubundaki her 100 çocuğun 45'i yoksulluk
ve sosyal dışlanma riski altında. 15 ila 24 yaş grubundaki milyonlarca gencin
önemli bir kısmı bilgisayara erişemiyor, yeni giysi alamıyor, kültürel etkinliklere
katılamıyor. İnsanını ihmal eden her kalkınma modelinin başarı hikâyesi yazması
da böylelikle mümkün olamıyor.
Değerli arkadaşlar, uyuşturucu hepimizin bildiği gibi okul önlerine kadar inmiş
durumda. Dijital platformlar üzerinden madde satışı yaygınlaşırken, sanal bahis
gençlerimizin hayatını tehdit eder hâle gelmişken ilgili kurumların ortaya koyduğu
mücadelenin yeterli olmadığını da açık, net bir şekilde görmekteyiz.
Bugün ülkemizin birçok ilinde ücretli öğretmenler haklarını arıyorlar haklı
olarak. Özel okul öğretmenleri insanca yaşayabilmek için taban ücret hakkını talep
ediyor. Yabancı liselerde görev yapan Türk öğretmenler özlük hakları için
mücadele ediyor. Mülakat mağduru öğretmenler adalet istiyor ama bunun
karşılığı da alınamıyor. Defalarca bu sorunlarını gündeme getiriyorlar. Bugün özel
okullarda öğretmenlik yapan öğretmenler açlık grevi yaptılar, on üç gün sürdü
ama bunların hiçbirisi iktidar tarafından dikkate alınmadı. Bakın, Millî Eğitim Bakanı
Sayın Yusuf Tekin eğitim sisteminin temel sorununu çözmek yerine toplumda yeni
tartışmalar yaratan açıklama ve uygulamalarıyla gündeme gelmektedir. Buradan
ben çok samimi söylüyorum: Bugün eğitimimizin temel sorunu Millî Eğitim Bakanı
Sayın Yusuf Tekin'dir. Laik ve bilimsel eğitim anlayışını zedelediği yönündeki
kaygıları gidermek yerine bu kaygıları artıran bir yönetim anlayışı sergilemektedir.
Eğitim sistemimizin ihtiyacı ideolojik tartışmalar değil, fırsat eşitliği, bilimsel eğitim,
liyakat ve nitelikli kamusal eğitimdir.
Sayın Başkan, Değerli Komisyon üyeleri; önümüzdeki teklif yükseköğretim
sistemindeki bazı idari ve mahallî düzenlemeleri içermektedir. Ancak bu ülkenin
gençleri bugün bürokratik düzenlemelerden önce nitelikli eğitim, güvenli okullar,
sağlıklı beslenme, barınma hakkı, adil bir gelecek ve umut beklemektedir. Bizim
görevimiz de tam olarak bu sorunlara çözüm üretmektir. Ne yazık ki önümüzdeki
kanun teklifi gençlerimizin ve eğitim sistemimizin gerçek ihtiyaçlarına cevap
vermekten uzaktır.
Son olarak şunu söylemek istiyorum değerli arkadaşlar: Şimdi, tekrar ben bir
tartışma konusu yaratmak istemiyorum. Sayın Nazım Maviş Vekilimizin
Cumhuriyet Halk Partisiyle ilgili söylediklerini kabul etmek mümkün değildir. Bir
kere herkes şunu çok iyi biliyor ki Cumhuriyet Halk Partisi köklerini
Yani bunu da ben dediğim gibi uzatmak için değil,
sadece bir cevap vermek için söyledim.
Yorumlar (0)





